Psikoloji

İşkoliklik ve Bağımlılık: İnsanın Kendisiyle Kurduğu İlişki

Bağımlılık denildiğinde çoğu zaman akla madde kullanımı gelir.

Oysa bağımlılık; işkoliklikte ya da durmadan meşgul olma ihtiyacında da kendini göstermektedir (Özsoy, 2019).

Günlük yaşam içinde normalleşen bazı davranışlar kimi zaman kişi için içsel boşluk hissinden, zorlayıcı yaşam olaylarından ve baş edilmesi güç duygulardan uzaklaşmanın bir yolu haline gelebilir.

Bazı durumlarda bağımlılık, kişinin hissetmekten kaçındığı meseleler ile arasına koyduğu bir köprü görevine dönüşebilir.

Özellikle toplumda işkolik kişiler sıklıkla “üretken” ve “çalışkan” olarak değerlendirildiğinden, çok çalışmak her zaman bir sorun olarak görülmeyebilir.

Ancak aşırıya kaçan her davranış kısa sürede rahatlatsa da uzun vadede kişilerin hayatını duygusal, bedensel ve ilişkisel açıdan zorlaştırmaktadır.

İşkoliklik Nedir?

“Hafta sonu da biraz çalışayım bari.”

“Yetiştiremezsem felaket olur.”

“Son maili de yollayıp uyuyacağım.”

İşkoliklik, toplumda “sürekli meşgul olma hali” olarak gözlemlenir. Bu kişiler için mola vermek, dinlenmek ve kendisine zaman ayırmak oldukça güçtür çünkü zamanlarının olmadığını, yapılacak çok fazla iş olduğunu ya da işlerinin her zaman öncelikli olduğunu düşünebilirler.

Kişiler fiziksel olarak dursa bile zihin işle meşgul olmaya devam eder.

Dinlenirken suçluluk hissetmek, sürekli yetişme baskısı yaşamak ya da üretmediği anlarda huzursuz hissetmek zaman içinde tükenmişlik, yoğun stres ve duygusal yorgunlukla ilişkili bir döngüye dönüşebilir.

Ancak kısa vadede rahatlatıcı görünen bazı kaçış biçimleri, uzun vadede kişinin kendisinden daha fazla uzaklaşmasına neden olmaktadır…

Bununla birlikte bazı araştırmalar, işkolikliğin kariyer tatminine anlamlı bir katkı sağlamadığını göstermektedir (Ulukök & Akın, 2016).

Aşırılığın Altındaki Duygusal İhtiyaçlar

Aşırı yapılan davranışların altında bazı duygusal ihtiyaçlar veya zorlanmalar olabilir. Kimi zaman kişiler çalışırken yalnızca üretmiyor; aynı zamanda kaygıdan, yetersizlik hissinden, yalnızlıktan ya da durduğunda karşılaşacağı düşüncelerden de uzaklaşmaktadır.

Hayatınızı bir yaşam çiçeği olarak düşünebilirsiniz. Yaşamınızda yer kaplayan alanlar ise bu çiçeğin yapraklarıdır: ilişkiler, akademi, hobiler, iş yaşamı…

Bu yapraklardan bir veya birkaçı çiçeğin çok büyük bir kısmını kaplamaya başladığında kendinize şu soruları yöneltebilirsiniz;

  • Şu anda ne ile baş etmeye çalışıyorum?
  • Şu an çalışmıyor olsaydım ne veya neler düşünüyor olurdum?
  • Hangi yaşam olayları ile baş etmek durumunda kalırdım?

Sürekli çalışmak, meşgul olmak ya da durmadan üretmek dışarıdan motivasyon ve başarı göstergesi gibi değerlendirilebilir. Ancak dinlenememek, kendinizle baş başa kalmakta zorlanmak ve yoğun performans baskısı zamanla yaşamın birçok alanını zorlaştırabilir.

  • İlişkileri veya evlilik sürecini zedeleyebilir
  • Sosyal yaşamı sınırlayabilir
  • Yoğun stres yükü oluşturabilir
  • Tükenmişlik hissine yol açabilir (Naktiyok & Karabey, 2010)

Değişim bazen yalnızca davranışı durdurmak değil; kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi yeniden anlamlandırabilmesiyle mümkün hale gelir. Çünkü altta yatan ihtiyaçlar görülmediğinde, bir davranışın yerini zamanla başka bir davranış alabilir.

Bazen durup kendimize şu soruyu sormak anlamlı olabilir:
“Durduğumda neyle karşılaşmaktan kaçınıyorum?”

Kaynakça

Özsoy, E. (2019). Bergen İş Bağımlılığı Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik sınama çalışması. Psikoloji Çalışmaları (Studies in Psychology), 39(1), 255-266.

Naktiyok, A., & Karabey, C. N. (2010). İşkoliklik ve tükenmişlik sendromu. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 19(2), 179-198.

Ulukök, E., & Akın, A. (2016). İşkoliklik ve kariyer tatmini. Uluslararası Bilimsel Araştırmalar Dergisi, 1(2).