Kintsugi Felsefesi: Çatlaklardan Sızan Öz Şefkat

Kintsugi Nasıl Doğmuştur?

Kintsugi Nasıl Doğmuştur?

Kintsugi, Japonlara ait bir felsefeden gelir. Kintsugi’nin bilinen tarihi 15. yüzyıla uzanmaktadır. O dönemlerde Japonya’ya hükmettiği bilinen bir ordu komutanının çok sevdiği bir çay fincanı kırılır. Ve bu duruma çok üzülerek çay fincanını tamir ettirmek üzere Çin’e yollar. Ancak estetikten uzak bir şekilde dönemin koşullarıyla metal zımba ile tamir edildiği halinden pek memnun olmayan komutan çeşitli yollar aramaya devam eder. Ve böylelikle Kintsugi felsefesi doğar. Aynı zamanda “Kintsukuroi” olarak da adlandırılmaktadır. Japon zanaatkarlar komutanın çay fincanı ile bağlılığını güçlendirecek ve estetik algısına hitap edecek şekilde fincanı tamir ederler. Fincanın kırık yerlerini birleştirerek altın tozu ile kırıkları ön plana çıkarırlar. “Kin” altın anlamına gelirken “Tsugi” ise birleştirmek anlamına gelir.

Kintsugi Felsefesinin Bakış Açısı Nedir?

Bu felsefeye göre, kırıklar saklanmaz. Aksine kırıklar öne çıkarılarak daha özgün ve güçlü bir anlam kazanır. Kusursuz mükemmellik anlayışı değil, kusurlarla birlikte daha özgün bir güzellik anlayışı hedeflenir. Kırılan nesne kusurlarıyla birlikte eskisinden daha güzel bir hale dönüştürülür. Özetle; hayatın içinde mükemmeli hedefleyerek değil kusurlarımıza ve kırıklarımıza yer açarak daha anlamlı bir bütüne ulaşabileceğimiz mesajını bizlere iletmektedir. Kusurlara ve kırıklara yer açabilmek ise ancak kendimize gösterdiğimiz öz şefkat ile mümkün olabilmektedir.

Kintsugi Felsefesinin Bakış Açısı

Öz Şefkat Nedir?

Öz şefkat, kişinin kendisine anlayışlı ve destekleyici olabilme becerisidir. Öz şefkatli bireylerin hataya karşı toleransları vardır. Hata yaptıklarında kendilerini acımasızca eleştirmek yerine, kendilerine hoşgörülü yaklaşırlar. Dolayısıyla başarısızlıklar karşısında duygusal olarak daha dayanıklıdırlar. Hataları insanlık halinin olağan bir süreci olarak değerlendirirler ve kişiselleştirmezler. Kırıklarını saklama ihtiyacı hissetmezler.

Ancak öz şefkati kendine verme konusunda güçlük yaşayan bireyler ise aksine, hatalarına karşı eleştirel ve yargılayıcı yaklaşabilmektedirler. Kendileriyle kurdukları ilişki destekleyici bir yerden olmadığı gibi, sıklıkla performans baskısı hissedebilmektedirler. Dolayısıyla; kusurları kabul etmekte güçlük çekmektedirler. Mükemmele ulaşmakla ilgili duydukları yoğun ihtiyaç kendileriyle ve başkalarıyla olan ilişkilerini bozmaktadır.

Kusursuzluk İhtiyacı ve Öz Şefkat ile İlişkisi

Bazı kişilerin mükemmel veya kusursuz olma ihtiyacından bahsettiğimiz üzere; sosyal medyaya baktığımızda çok mutlu giden ilişkiler, muazzam sunumlarla hazırlanmış yemekler, incecik bedenler görüyoruz. Oysa arka planda ilişkilerde yaşanan tartışmalar ve hayal kırıklıkları, aldatma veya aldatılma hikayeleri, lapa olmuş bir pilav, bir türlü veremediğimiz kilolarımız da hayata dahil değil mi? Ancak bizler kusurlara değil, mükemmellik adı altında bir çerçeveye tanık oluyoruz.

Kintsugi Felsefesi

Kırıklarımızı kabul etmek kendimizle daha şefkatli ve destekleyici bir ilişki kurmamıza olanak sağlar. Kırıklarımız bizim hikayemizdir. Kırıklarınızı saklayarak değil, kırılmış parçalarınızın izlerine sahip çıkarak daha anlamlı ve güçlü hissettiğiniz bir hikâyeye dönüştürebilirsiniz. Kendini kabul etmek ve kendinize şefkat gösterebilmek; Kırıkları gizlenmesi gereken bir mesele olarak yorumlamadığınız zaman gerçekleşebilmektedir. Kırıklarınızı saklamayı değil, onlarla ilişki kurmayı seçtiğinizde, kendi hikayenizin kahramanı olursunuz…

Uzman Psikolog….
Merve Demirkıran